YAPISAL REFORM OLARAK KREDİ GARANTİ KURUMLARI

Kredi Garanti Kurumları tüm dünyada reel sektörün finansmana erişiminde başlıca engel olan ipotek sistemini ortadan kaldırarak işletmelerin yaşamalarına, yeni yatırımlar yapmalarına, daha çok istihdam sağlamalarına, katma değer ve vergi üretmelerine imkan sağlayan uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman imkanı sunar.

Uluslararası araştırmalara göre kredi garanti kurumlarının destek verdiği reel sektör, satışlarında artış kaydederek istihdam ve milli geliri olumlu yönde etkilemektedir. Ortaklarına kar dağıtmayan ve kar amacı gütmeyen kredi garanti kurumları, ülkenin finansal yapısını iyileştirerek bankaların karlılıklarını yükseltmektedir.

Kredi Garanti Fonları özünde bir derecelendirme sistemidir. Bu sistem hem yeni ekonomik sistemin hem de işletmeleri derecelendiren ve kayıt altına alarak kayıtlı ekonomiye de katkı sağlayan ve bunun da bankacılık sistemi tarafından doğru algılanmasını sağlayan yeni paradigmanın anahtarıdır. Bankacılık sistemi üzerinde baskı yaratan değil yükünü hafifleterek ülkelerin ekonomi politikalarına entegre eden bir araçtır.

Ekonomik kriz ve doğal afet gibi olağanüstü durumlarda Kredi Garanti Kurumları kefalet oranını yükseltmekte ve konjönktürel değişimlere bağlı olarak yaşama güçlüğüne düşen reel sektöre daha fazla destek olarak zor zamanların aşılmasında önemli rol oynamaktadır. Piyasa şartları stabil duruma geri döndüğünde ise garanti destekleri normalleşerek devam etmektedir. Böylece işletmeler dış şartlara bağlı olumsuz gelişmelerden daha az etkilenmekte ve faaliyetlerini sürdürmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Kredi Garanti Fonu konjonktürel değil yapısal bir finansman reformudur. Bu kalıcı ve yapısal sistemler, dünyanın her yerinde ekonomi politikaları aracı olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de de çağdışı ipoteğe dayalı kredi sistemi Kredi Garanti Fonu ile geride kaldı. KOBİ’lerimiz artık proje risklerini kredi riskine dönüştürüyor ve KGF gibi çağdaş finans kurumları da bu kredi riskini üstlenince firmalar düşük maliyetli finansmana ulaşıyor. Ayrıca bankalar da KGF teminatlı kredi vererek, aktif kalitesini ve sermaye rasyosunu iyileştiriyor. Başka bir deyişle bankacılık sisteminin kaynak ihtiyacını daha kolay ve daha ucuz sağlayacağı gerçeği bankaların daha düşük maliyetlerle kredi kullandırmasını da sağlıyor. Aktif kaliteleri ve sermaye yeterlilikleri yukarı çıkan bankalar dış dünyadan daha uzun vadeli ve uygun koşullarda kaynak bulabiliyor. Bu değişim, istihdamı artırıyor ve yeni kaynaklarla hızla yatırımlarını yapan işletmeler, eğitimli, kaliteli istihdamı tercih edince, ücretler de yükseliyor.

2016 yılındaki düzenleme ve reformlarla yeni yapısına kavuşturulan Kredi Garanti Fonu A.Ş. 2017 ve 2018 yılında Türkiye ekonomisine ve dolayısıyla reel sektöre ve finans sektörüne katkı sağladı ve 2019 yılında da aynı motivasyonla Türkiye’nin kalkınması ve refah seviyesinin yükselmesine katkı sağlamaya devam edecektir.

 

İsmet Gergerli